Akdeniz ekonomilerine Amerika’dan gümüş akışının neden olduğu genel fiyat enflasyonuyla, onların ücretleri yetersiz hale geldi. Buradaki çözüm, imparatorluğun piyadelerinin, Yeniçerilerin ünlü köle birliklerinin, kışlalardaki boş zamanlarında zanaatkar olarak çalışmasına izin vermekti. Böylece ürettikleri malların satışından elde edilen gelir, imparatorluk ödemelerini tamamlayabilecekti. Ama seferlerin gerektirdiği harcamalardan ve emekten hoşlanmayan, kendilerini parazit toprak beylerine dönüştürmeye eğilimindeki önceki kuşağın inatçı Osmanlı sipahileri gibi, daha alçakgönüllü askerler de, geçimlerini sürdürmek için zanaatkarlık ürünlerine bağımlı hale gelince, Konstantinopolis’in ve imparatorluğun diğer kışla kentlerinin zanaatkar nüfusunun içinde eridi ve eski zamanların disiplinini ve savaştaki şevkini yitirdi.
Eski askeri erdemler hala zaman zaman önemliydi; ama yine de beklenen kolay zaferler, artık eskisi kadar sık elde edilemediğinden, yetenekli komutanlar bile sık sık uzak sınırlarda saygınlıklarını yitirdi. Aksine Konstantinopolis’teki iktidar mevkiine yakın oturan akıllı bir adam, askeri başarı kadar, başarısızlıktan da kar edebildi. Kinik bir zeka bu ortamda boy attı; ama en yükseğe çıkan adamlar şiddetli olduğu kadar acımasız bir rekabetten ayakta kalanlardı.