Vikinglerde Temizlik

Bodily cleanliness was held in extremely high regard, and one could exhibit one’s wealth with attractive items of clothing—cloaks sewn from exclusive fabrics and resplendent with silver jewellery.

Viking Kralı Gücü Kaynağı

Viking kings were not dependent on the old agricultural society’s structures in order to be able to dominate it, because their power rested on the movable wealth obtained from raids and the payment of tributes

Vikinglerde Kölelik Yapısı

The Norse societies were slave economies, and slaves comprised a significant part of the population, up to a quarter. Slave status was inherited; native slaves were valued more highly than those who were captured on raids abroad

Bluetooth İsmi

Harald Bluetooth—the man who today is regarded as the founder of the Danish kingdom. He is thought to have been given his characteristic nickname because he revealed a rotten tooth when he smiled.

An Gorta Mòr (irlanda kıtlığı)

Serbest piyasaya kutsal bir önem atfeden İngiliz hükümeti, zamanın birçok Avrupa devletinde egemen olan asgari müdahale anlayışını benimsemişti. Bakanlar yoksulluğun kişinin kendisinden kaynaklanan bir durum olduğuna, bu nedenle yoksulların kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğine inanıyorlardı. Yetkililer, ancak toplumsal huzursuzluk korkusu ve tahıl tüccarları ile sanayiciler gibi siyasal anlamda nüfuzlu çıkar gruplarını gücendirme kaygısı olduğunda harekete geçiyordu.

O sırada İrlanda’ da yol kenarları, boylu boyunca uzanan cesetlerle doluydu; kimsenin bunları gömmeye bile gücü yoktu. İnsanlar düşkün evlerinin bahçe kapılarında can veriyor; toprak beyleri gözü dönmüş kiracıları tarafından öldürülüyordu.

Yüksek mahkeme avukatı Michael Shaughnessy, çoğu yoksul çocuğun “neredeyse çırılçıplak, tüyleri diken diken, gözleri çökmüş, dudakları solmuş, minik eklem kemikleri dışarı fırlamış halde dolaştıklarını” rapor ediyordu. Bu durum Shaughnessy’yi sorgulamaya sevk etmişti: “Şimdi ben Britanya İmparatorluğu’nun parçası olan medeni bir ülkede miyim?”

Adım adım Fransız İhtilalinin başlaması

Çıkan karışıklıklar eski moda ekmek isyanlarından ibaretti; ama Genel Meclis’in toplanmak üzere olduğu zamana denk gelmişti. Başkente tahıl ithal etmek için acil önlemleri yürürlüğe sokan, halkın sevdiği reformist bakan Jacques Necker’in kral tarafından azledilmesiyle patlayan siyasi olaylar, karışıklıkları gölgede bıraktı. 12 Temmuz’da Necker makamından ayrıldı. İki gün sonra Bastille Baskını düzenlendi.

Ekmek isyanları ile yersiz yurtsuz serserileri Paris’ ten ve diğer merkezlerden dışarı atmaya yönelik sıkı güvenlik girişimleri, endişeyi körüklemişti. Herkes aristokratların haydutlarla bir ittifak kurup yoksullara savaş açacağına inanıyordu. Aslında söz konusu ittifak, her şeyde bir aristokrat komplosu arayan devrimcilerin yaydığı bir söylentiden ibaret olsa da; ülkenin her yerinde köylü gruplarının silahlanmasıyla sonuçlandı. 1789’daki taşra krizinin itici gücü açlık, umut ve korkuydu. Ama bu krizi daha öncekilerden ayıran şey, yaklaşmakta olan vekil seçimlerinin yarattığı siyasi beklentilerdi. Ancak hiçbir şey olmayınca, köylüler vergileri ve feodal aidatları ödemeyi reddetmeye başladı. İsyancılar zahire ambarlarının ve özellikle feodal hakları meşrulaştıran resmi belgelerin peşine düştüler; belgeleri bulur bulmaz yakıyorlardı.

Fransız ihtilalinin ekonomik sebepleri

Ülke dışındaki siyasal durum istikrarsızdı; zira Türkiye kısa süre önce bir Avusturya ve Rusya ittifakına savaş ilan etmişti. İsveç ve diğer ülkeler de katılmaya hazırlanıyordu; bu durum Ballık bölgesinde gemi taşımacılığı için güvensiz koşullara ve kritik bir zamanda tahıl ithalahnda düşüşe yol açmıştı. Neredeyse eş zamanlı olarak, İspanya Fransız kumaşlarının ithalahnı yasaklayarak yüzlerce dokumacıyı işsiz bırakmıştı. Bunun üzerine kadınların giyim tarzları değişmişti. İpekli kumaşların modası geçmiş, ince keten modası başlamıştı; ki bu Lyons’daki ipek üreticilerinin felaketi demekti.

1776′ da Fransa İngiltere ile kendi aleyhine bir ticaret antlaşması imzalamıştı. Antlaşma, İngiliz malları üzerindeki ithalat vergilerini düşürmüştü; böylece artan rekabet karşısında, Fransız imalatçıları üretimde makineleşmeye teşvik etmek hedefleniyordu. Ancak Manş Denizi’nin karşı yakasından ülkeye sel gibi akan ucuz ithal mallar, kumaş endüstrisini ezip geçti.

1788’de, Fransa’ da siyasi gündem pek çok konuyla dolup taşıyordu; ancak siyaset yoksulların umurunda değildi, onların tek bir derdi vardı: ekmek.

Amerikaya göçler ve küresel ısınma

1664′ e dönecek olursak; Somerset’ten Richard Eburne adında bir rahip, yoksul nüfusunun haddinden fazla artmasına bir çözüm olarak, sömürgelere yılda 16.000 kişilik toplu göç önerisinde bulunmuştu. Bir yüzyıl sonra Britanya’nın nüfusu daha da artmış, toprak hırsı her yanı kuşatırken işsizlik de ülkenin sırtında büyüyen bir kambur olmuştu. Sayıları gitgide artan zanaatkarlar ve çiftlik işçileri, yeni bir hayat kurabilmenin bir yolu olarak göç etmeyi seçmiş; 19. yüzyılda buharlı gemiler ve demiryolları vasıtasıyla ilk kez toplu taşıma hizmetinin sunulmasıyla, damla damla başlayan göç hareketi sele dönüşmüştü. On binlerce tarım işçisi Kuzey Amerika, Avustralya, Güney Afrika ve Yeni Zelanda’ya göç etti; çok çalışacaklardı ve kendilerini bekleyen o topraklarda bağımsız çiftçiler haline geleceklerdi. Bu heveslerle girişilen büyük çaplı arazi temizleme faaliyetleri, atmosferdeki karbondioksit seviyelerini kayda değer ölçüde etkiledi ve 19. yüzyılın sonlarında başlayan küresel ısınmada önemli bir rol oynadı.

İngiliz Çiftçilerin Sefilliği

Çiftlik işçileri inanılmaz iğrenç koşullarda yaşıyordu. Gazeteci ve reformcu William Cobbett, Rural Rides (1830) (Kır Gezintileri) adlı kitabında buna değinmişti: “Hayatım boyunca buna benzer bir insan sefilliğine tanık olmadım; evet, Amerika’ nın özgür zencileri arasında bile.”32 1800′ de ortalama bir İngiliz çiftlik işçisinin yaşam standardı, şimdinin Üçüncü Dünya geçimlik tarım işçilerine göre çok daha düşüktü. 18. ve 19. yüzyıl Britanyası’nın pis, paçavralara sarınmış, ekmek, peynir ve suyla beslenerek zar zor hayatta kalan köy işçileri ile ressamların ve tebrik kartı şirketlerinin pek sevdiği sevimli, elma yanaklı köylü tiplemesinin uzaktan yakından alakası yoktu

Cüzzam ve patates

Burgonya’ da çiftçilerin patates yetiştirmesi, cüzam hastalığına neden olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı; cüzamlı insanların şekli bozulan ellerini ve ayaklarını andıran beyaz yumruları da bu algıya katkıda bulunuyordu.