An Gorta Mòr (irlanda kıtlığı)

Serbest piyasaya kutsal bir önem atfeden İngiliz hükümeti, zamanın birçok Avrupa devletinde egemen olan asgari müdahale anlayışını benimsemişti. Bakanlar yoksulluğun kişinin kendisinden kaynaklanan bir durum olduğuna, bu nedenle yoksulların kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğine inanıyorlardı. Yetkililer, ancak toplumsal huzursuzluk korkusu ve tahıl tüccarları ile sanayiciler gibi siyasal anlamda nüfuzlu çıkar gruplarını gücendirme kaygısı olduğunda harekete geçiyordu.

O sırada İrlanda’ da yol kenarları, boylu boyunca uzanan cesetlerle doluydu; kimsenin bunları gömmeye bile gücü yoktu. İnsanlar düşkün evlerinin bahçe kapılarında can veriyor; toprak beyleri gözü dönmüş kiracıları tarafından öldürülüyordu.

Yüksek mahkeme avukatı Michael Shaughnessy, çoğu yoksul çocuğun “neredeyse çırılçıplak, tüyleri diken diken, gözleri çökmüş, dudakları solmuş, minik eklem kemikleri dışarı fırlamış halde dolaştıklarını” rapor ediyordu. Bu durum Shaughnessy’yi sorgulamaya sevk etmişti: “Şimdi ben Britanya İmparatorluğu’nun parçası olan medeni bir ülkede miyim?”