Kibir, feodal ve hiyerarşik bir çağın günahıdır denilebilir belki de. O zamanlar mülkiyet -modern anlamdaki gibi- akışkan değildi ve iktidarın parayla henüz baskın bir ilişkisi yoktu… Bu nedenle kibir sembolik bir günahtır ve son kertede bütün kötülüklerin müsebbibi olan şeytanın kibrinden doğduğu için metafizik bir niteliğe bürünür… Öte yandan açgözlülük ne böylesi bir sembolik niteliğe sahiptir ne de ilahiyatla bu tür bir ilişki içindedir. O tamamen dünyevi bir günahtır, doğanın ve tensel arzuların dürtüsüdür. Geç ortaçağ döneminde paranın artan dolaşımıyla birlikte iktidar koşulları değişmiş ve zenginlik yığarak hırslarını tatmin etmek isteyenlerin önünde sınırsız bir alan açılmıştır. Böylece bu çağda açgözlülük başat günah haline geldi.
Ortaçağda önce kibir en büyük günahken, sonradan açgözlülük en büyük günah oldu. Çünkü tüccarlar zenginleşti, eskiden sadece soylular güçlüydü.